ANA SAYFA FORUM ÜYELİK İŞLEMLERİ VİDEOLAR FOTOĞRAF GALERİSİ ZİYARETÇİ DEFTERİ
SARPUN SOHBET PANELİ
DOST SİTELER

 
® KaSTaMoNu | ARaÇ | SaRPuN KöYü ® (www.sarpun37.tr.gg)
ARAÇ SARPUN KÖYÜ  
  ANA SAYFA
  SARPUN HAKKINDA
  SARPUN FM & SOHBET
  ZİYARETCİ DEFTERİ
  UYDUDAN SARPUN'A BAKIŞ
  MUHTARIMIZ
  KÖY İMAMI
  ÜYELİK İSLEMLERİ
  HABER ARSIVI
  FORUM
  KÜNYE
  ANKET
  VİDEOLAR
  REKLAM
  SARPUNLULAR ARASI İLETİŞİM
  ŞİİR VE MANİLERİMİZ
  ŞİVEMİZLE MEKTUP
  FOTOĞRAF GALERİSİ
  ŞEHİTLERİMİZ
  YEMEK KÜLTÜRÜ
  GELENEKSEL OYUNLAR
  BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ ?
  TEKNiK DESTEK
  İLETİŞİM
  GENEL
  DÜĞÜN
  SAĞLIK
  VEFAT (6)
  ----- KASTAMONU İLİMİZ -----
  KASTIN NEYDİ MONİ - KASTAMONU
  TARİHÇE
  GENEL BİLGİLER
  TARİH VE COĞRAFYA
  ULAŞIM
  TURİZM
  EKONOMİ
  NÜFUS
  SOSYAL DURUM
  EL SANATLARI
  KASTAMONU MUTFAGINDAN
  KASTAMONUSPOR
  ARAÇ İLÇEMİZ
  ARAÇ TANITIM (VİDEO)
  FOTO GALERİ
  ARAÇ HAKKINDA
  SİYASİ TARİH
  EKONOMI
  TARİHİ ESERLER
  ÖRF VE ADETLER
  EDEBİYATIMIZ
  YORESEL KIYAFETLER
  HALK EZGILERIMIZ
  ONLAR ARAÇ'LI
  GEZİLECEK YERLER
  ARAÇ ADRES BİLGİLERİ
  YARARLI LİNKLER
  DOST SİTELER
  SON DEPREMLER
  ........
EL SANATLARI

Dokuma El Sanatları

Kastamonu ve yöresi geleneksel el sanatları yönünden çeşitlilik ve zenginlik gösterir.Her ne kadar son yıllarda şehirlere sürekli göçler , teknolojik gelişmeler , hızlı ve ucuz üretim el sanatlarının giderek azalmasına karşın yine de Kastamonu ve çevresinde geleneksel el sanatlarının yaşadığını görmekteyiz.İşte bunlardan birkaçı:

Kastamonu ve İlçelerinin en yaygın gelir getirici olan el sanatı Çarşaf Bağı özellikle yerli dokuma "sarı kıvrak" yatak çarşaflarının iki uzun kenarına veya dört kenarına pamuk ipliğinden alet kullanılmaksızın kadınların parmak uçları tırnakları marifetiyle düğümler atılarak yapılan süslemelerdir.

Cide,Şenpazar,Küre,Azdavay,Pınarbaşı ilçelerinde keten dokumalarına rastlanılmaktadır. üz ve renkli dokuma olarak yatak çarşafı,en böze (kadın iş önlüğü,başörtüsü.peşkir, göynek) dokumalarına sık olmasa da rastlanmaktadır. Tosya ilçemizdeki tela imali giyim sektörünün ihtiyacı için yaşamaktadır.Düz, beyaz tiftikten iç kuşağı ve renkli üç dilim kuşağı, hamam kesesi Türkiye çapında aranmaktadır.
Kastamonu Merkez , Daday ve Devrekani ilçelerinde düz beyaz patiska bez üzerine , ıhlamur ağacı üzerine elle oyma veya kabartma olarak yapılmış bitkisel , geometrik motif işli , değişik boyutlarda ki ahşap kalıpların özel hazırlanmış tek renkli boyaya batırılıp basılması suretiyle Sofra Bezi "sini bezi" yapılmaktadır.

Çağımızdaki gelişmeler nedeni ile pek çok sanat dalı kaybolmaktadır. Bunlardan biri de oya sanatıdır. Kastamonu'da iğne oyacılığını geçim kaynağı olarak kullanan sanatkârlar hayatta iken bilgi ve görgülerini belgelemek amacıyla, bu araştırmaya başlanmıştır. Kastamonu merkez ilçesi Topcuoğlu, İsfendiyarbey, Aşağıİmaret, Kırkçeşme, Hisarardı, Beyçelebi, Ayalar mahallelerinde yaşamakta olan, 45-80 yaşları arasındaki 42 oya ustasına ulaşılmıştır. Yapılan görüşmeler sonunda, eserleri incelenmiş, örnekler alınmıştır.

İğne oyası, mendil, yazma, göynek yakası üzerine ipek İpliği ve iğne kullanılarak örülen veya örüldükten sonra dikilen düğümlü örgü sanatıdır.

Kastamonu'da hatıra iğne oyaları gelenek olarak, kutular içinde ve sandıklarda saklanıp nesilden nesile aktarılmaktadır. 80 yaşındaki oyacının anneannesinin annesinden kalma oya örneği, en az 150-200 yıllık oyadır. Kastamonu'da oyacılığın daha eski yıllardan bu yana var olduğu tahmin edilmektedir, iğne İle yapılan örgülerin XII. yüzyılda Anadolu'dan Yunanistan'a, oradan da Avrupa'ya geçtiği belirtilmektedir (Özben, 1948:4). Ulaşılan canlı kaynaklardan sağlanan bilgilere göre, Osmanlı'nın son döneminde de erkekleri savaşa giden kadınların tüccarlar aracılığı ile Avrupa'ya oya sattığı ve geçimini sağladığı öğrenilmiştir. Günümüzde az da olsa bu sanatı devam ettirenler bulunmaktadır.

Kadının önem verdiği bir konu da süslenmektir. İpeğin üretimi, oyanın yapılması tamamen kendi eseri olduğundan, daha ucuz bir şekilde süslenmesini sağlamakta; aynı zamanda sanat yönünü ortaya çıkardığından, ona toplumda bir statü kazandırmaktadır. Ayrıca, kadının ekonomik bağımsızlığını da sağlamaktadır.

Kastamonu'da İğne Oyasının Kutlanıldığı Yerler :

Oya, erkeklerin fesinde, uçkurunda, göyneğinde, yağiıkta, tütün kesesi, kellepoş ve para keselerinde yerini almaktadır.

Kadınlarda ise, fes krepleri, yemeni oyalan, namaz başörtüleri, mevlüt başörtüleri çamaşırların kol, yaka ve paçalarında; mendiller, hamam takımı ve tülbentlerde; gelir taçları, bebek yüzü örtüleri, yaka çiçekleri; ayrıca yatak takımı ile masa sehpî örtülerinde kullanılmaktadır.

Erkekler tarafından kullanılan iğne oyalan: Erkek feslerinin üzerine "çökü" denen kafiye veya çengel köy yazması bağlanır. Bu yazma ve kafiyelerin çevresine sıra oya (vezir köprüsü, balık kılçığı, düz kaya) yapılır; fese bağlanarak ucu yandan sarkıtılır. Bu oyalı başlığı saygıdeğer erkekler takabilir.

İç çamaşırı sarıkıvrak bezden dokunur; el dikişi ile dikilir; kot ve yaka çevresi sıçan dişi, kötürüm zürafa oyası ite sınırlanır. Uçkur ve yastıklara Türk İşi işlenir; uç kısımlarına kirpik oyası yapılır.

Erkek, para, saat ve tütün keseleri el dokuması sarıkıvrak ve kadifeden yapılır. Damat kesesinde sevginin anlatılması, kullanılan renklerin canlı olmasına bağlıdır. Lale, gül, tekli eğseren ve vezir isimli tek boyutlu oyalar yapılır. Kaynata keseleri ise sarıkıvrak kumaştan yapılır; aynı renkte kötürüm zürafa ve kirpik ile süslenir.

Erkek yeleklerinin sağ omzunun içinden çevre mendil çıkartılır. Bunlar, ipekten Türk İşi işlemeli etrafı ince sıra oyalarla süslenmiş mendillerdir. Damat olduğu oyalı mendilden anlaşılır. Gelin kız mendil İle kafiyeye aynı oyayı uygular. Yaşlılar ise, oyalarla süslü çevre mendillerinin yarısını,Tosya kuşağı veya silahlık içinden dışarıya doğru üçgen biçiminde sarkıtırlar. Bu mendillerde sıra oya kullanılır.

Erkekler tarlada çalışırken basma "kellepoş" giyer. Çift kat sarıkıvrak bez üzerine, mumlu ipîe dikiş uygulanır, böylece sert olması sağlanır. Kellepoşun alnına kirpik oya uygulanır.

Kadınların kullandığı oyaların başında yemeni oyalan gelmektedir. Yemeni oyalarının iletişim sağlama Özelliği de bulunmaktadır. Yemeninin ince ve dokumasının kusursuz oluşu, deseninin zarif ve uyumlu renklerden ve on iki dallı olması aranan özelliklerdir. Yemeni renklerinden en fazla kullanılanlar: semani, zeytuni, fesrengi, siyah, gül kurusu, beyaz, çağla yeşili, limon küfü, yavruağzı, havai mavi, lacivert, deve tüyü, kimyon, pekmez kefi, vişne çürüğü, eflatun gibi renklerdir. Kenarına yapılacak oyanın renkleri yemeninin desenindeki ve zeminindeki renkier dikkate alınarak seçilir. Yaşlılar koyu ve pastel renkleri, küçük oyaları; gençler açık renkleri, üç boyutlu, telli, iri oyalan tercih etmektedir. Yemeninin elbisenin rengi ile uyumlu olmasına özen gösterilir. Yemeninin temiz ve ütülü görünmesi, başa örtüldüğünde uçlarının aynı hizada bulunması gerekmektedir. Bu nedenle kullanılan yemeni iki kişi tarafından katlanıp kutuda muhafaza edilir. Namaz başörtülerinde, cambaz, şehriye motifleri gibi iki boyutlu oyalar kullanılır; oyanın üzeri işlenebilir. Bu örtüler beyaz tülbent üzerine oyalanır.

Mevlüt başörtüleri ise genelde beyaz, ipek örtülerdir. Dikdörtgen biçiminde olup üç kenarı oyalanır. Düğün mevlütlerin de iki renkli veya genellikle tek renkli papatya oya tercih edilir. Üzüntülü günlerde okunan mevlütlerde ise küçük ve sade oyalı pamuklu örtü tercih edilir.

Tülbent ve hamam takımlarında tülbent kenarına yapılan oyalara pul ve boncuk da ilave edilmektedir.

Kadın mendilleri ve bebek yüzü mendil oyaları ipekli kumaş etrafına kumaşın renginde ipekle, tek renkli sıra oyalardan biri uygulanır. Kadın mendillerinde dal oya da kullanılabilir.

Bebeklerin önlükleri ve göyneklerinde değişik renklerde çift zürafa yapılır; bebeğin cildine zarar vermemesi düşünülür. Bebek yastığı ve kundak takımları çoğunlukla vezir köprüsü oya İle süslenir. Kız annesi ilk torunu için hazırladığı bu takımları kızına hediye eder. Bebek görmeye gidildiğinde bu bebek yastığına ailelerin kırmızı kurdeleli altın takması gelenektir.

Kadın feslerindeki krepler ince küçük ve zarif olmalıdır. Leylak ve sümbül oyalar tel üzerine yapılır. Altınlarla süslü fes üzerine oyalar görünecek biçimde sarılır.

Elbise yakalarına takmak üzere çiçek dalı şeklinde yapılan oyalar, tabiattaki boyut ve renklerde aslına uygun olacak şekilde yapılır; yumurta ve şeker kolası ile sertleştirüİr. Bu çiçeklerin çoğaltılması ile gelin taçları yapılır. Taca konan oyalar daha iri, renkler canlı ve gelinin başını kaplayacak kadar çoktur, telli ve demetler şeklindedir.

Masa, sehpa örtüleri motiflerin yan yana sıralanarak küçük örtüler oluşturulmasıdır, yatak takımları ise mutluluğu anlatan oyalardan seçilir.


Ağaç El Sanatları

Uzun yıllardır küçük atölyelerde, evlerde, ellerde yapılan sanat ürünlerinin adlarını ve imalat yerlerini aşağıdaki şekilde sıralayabilmek mümkündür.

Bakırcılık

Orta Karadeniz Bölgesi'nin en zengin bakır yataklarına sahip Küre'nin 68 km güneyinde bulunan Kastamo­nu, Küre'den çıkarılan bakırın işlendiği, en önemli kültür ve ticaret kentlerinden bir başkasını oluşturmaktaydı. Yazılı belgelerin eksikliği yüzünden bakırcı ve kazancıların oluşturduğu iş kolunun Ortaçağ'dan beri üretim yapıp yapma­dıklarım şimdilik kesin olarak bilemiyoruz. Ancak çok büyük bir İhtimalle Beylikler döneminden beri üretim yapıldığı bili­nen Küre yataklarından elde edilen bakırın bir kısmı, Kasta­monu'da bulunan atölyelerde işlenmiş olmalıydı.

16. yüzyılın İkinci yarısında Küre madenlerinden elde edi­len bakır, hem Orta Karadeniz ve Orta Anadolu Bölgesi şe­hirlerindeki kazancıların İhtiyacını, hem de Kuzeybatı İran ve Mezopotamya bölgesindeki şehirlerin bakır ihtiyacını karşıla­mıştır. 1568 yılında Kastamonu ve Küre kadılarına gönderi­len bir fermanda özetle şunlar yazılıdır;

"... İran tarafından 400-500 tüccarın gelip büyük miktarda bakır satın aldıkları haber alınmakta, ancak hiçbir kimseye bir dirhem bile bakır verilmemesi..."Kastamonu'daki bakır­cı ve kazancıların çok faal bir şekil­de üretim yapa­rak, çevre illerdeki esnafın bile ihtiya­cını karşılamış ol­dukları anlaşılmak­tadır. 1568 yılında Kastamonu Kadısı'na yazılan bir fer­manda özetle şunlar yazılıdır:

"... Sivas, Tokat ve Amasya bakırcı esnafı Kastamonu'da bakır eş­ya satın almak istedikle­rinde engellenmemesi, ancak tetik­te bulunup, memleket haricine bakır eşyanın götürülmesine müsade edilmemesi..."

1573 yılında Kastamonu Beyi'ne gönderilen bir hükümde özetle şunlar yazılıdır:

"... Erzurum'da yapılan baruthane için gerekli olan kazan ve diğer aletlerin hemen hazırlanarak gönderilmesi..."

1578 yılında Kastamonu Kadısı'na gönderilen diğer bir fermanda ise, özetle şunlar yazılıdır:

"... Bağdat'ta işlenecek barut için yapılacak kazanlarla kullanılmak üzere Küre madeninden 1000 kantar (56.408 ton) bakırın gönderilmesi..."

Bakırcı ve kazancıların oluşturduğu iş kolu, Kastamo­nu'nun en büyük sanayi üretimini yapmaktaydı. Küre'den el­de edilen bakır madeninin büyük bir kısmı, Kastamonu'da bulunan kalhanelerde ergitiliyordu. Kastamonu'daki bakırcı­lık ve kazancılığın çok canlı kazançlı bir iş kolu haline dö­nüşmesinde, kentte bulunan kalhanelerin bu iş koluna ucuz, bol ve kaliteli hammadde sağlamasının büyük payı vardı.

1783 yılma ait bir belgeden, Kastamonu'daki kazancılarının Küre madenlerinden elde edilen bakırı kullandıklarını öğren­mekteyiz.

"... Küre-i nühas madenlerinden elde edilen bakır eskiden beri Kastamonu'da bulunan kazancı ve tüccarlara her bir bat­manı dokuz kuruşa satılırken, Tokat ve başka yerlerden gelen bakır satılmaya başlanıldığında araya anlaşmazlıklar girmiş­tir. Bu yüzden başka yerden gelen bakırın sattırılmaması..."

Kastamonu kalhanelerinin diğer şehirlerinde bulunan kal­hanelerden ayrılan en önemli özelliği, son 40 yıl öncesine

1783 yılma ait bir belgeden, Kastamonu'daki kazancılarının Küre madenlerinden elde edilen bakırı kullandıklarını öğren­mekteyiz.

"... Küre-i nühas madenlerinden elde edilen bakır eskiden beri Kastamonu'da bulunan kazancı ve tüccarlara her bir bat­manı dokuz kuruşa satılırken, Tokat ve başka yerlerden gelen bakır satılmaya başlanıldığında araya anlaşmazlıklar girmiş­tir. Bu yüzde

n başka yerden gelen bakırın sattırılmaması..."

Kastamonu kalhanelerinin diğer şehirlerinde bulunan kal­hanelerden ayrılan en önemli özelliği, son 40 yıl öncesine ka­dar faal bir şekilde çalışmış olmasıdır. Bu kalhanelerden biri şehrin en yüksek tepelerinden biri üzerine yaptırılan Yakup Ağa Camii'nin altında yer almaktaydı. Bakır cevheri yüzlerce yıldan beri aynı teknikle kalhanelerde ergitilerek kömürüyle birlikte ocakta körük yardımıyla ergitilmekte ve daha sonra kalıplara dökülmektedir.

Kalıplar oldukça farklı bi­çim ve büyüklüklerdedir. İki parçadan oluşan ka­lıplar, tuğladan yapıl­mıştır. Demirden yapı­lan tek parça kalıpların bir kısmı 10 cm çapın­dadır. Üstü açık kalıp­lardan 2.5 kiloluk külçe elde edilmekte­dir. 45x30 cm boyu­tunda ve 5 cam de­rinliğinde olan bir başka demir kalıp­tan ise 35x45 kilo arasında değişin külçe bakırlar elde denilmektedir. Kalıplardan çıkarılan külçe bakırlar, ocaklarda kız­dırıldıktan sonra yedi kişiden oluşan bir dövülerek farklı ağırlıklara sahip levhalar haline getirilmektedir. Külçe halin­deki bakırın çekiçlenerek levha haline getirilmesi işlemi, tıpkı Surname-i Hü-mayun ve Surname-i Vehbi'deki minyatürlerde zanaatkarların külçe bakırı çekiçleyerek levha haline getirme­leri gibi yapıl-maktadır. Kastamonu'da artık bu işlem ortadan kalkmış olmasına karşın, Anadolu'da yalnızca Muğla-Kavaklıdere'de külçe bakır çekiçlerle levha haline getirilmektedir. Kastamonu'da bakırcı ve kazancılıkla uğraşan zanaatkarların büyük bir kısmı hem de İstanbul'daki atölyelerde çalışmak­taydılar. Bu konuda yazılı kaynaklar oldukça ayrıntılı bilgi vermektedir. Gerek Anadolu, gerekse İstanbul'daki atölyeler­de Kastamonulu zanaatkarların elinden çıkan ve Kastamonu üslubunu yansıtan çeşitli eşya ve mutfak kapları, açık bir şe­kilde belli olmaktadır. 1934 - 1936 yılları arasında Kastamo­nu'da bakırcılık mesleğiyle ilgili olarak 50 usta, 35 kalfa ve 48 çırak dükkanlarda çalışmaktaydı. 1942 yılında Bakırcılar Çarşısı'ndaki atölye sayısı 22 iken, bugün ancak 3 bakırcı atölyesi üretimi sürdürmektedir. Yüzlerce yıldan kapaklı sa­han, hamamtası, güğüm ve ibrikler, Kastamonu atölyelerinin karakteristik kaplarını oluşturmaktadır.

Kastamonu Bakırcılığının yaşayan ustası Ahmet Ortaakarsu, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın tertip ettiği festivallere katılmakta ve devamlı derecelere girmektedir.

Çarşafbağı

Kastamonu ve ilçelerinde en yaygın ve gelir getirici olan el sanatıdır. Özellikle, yerli dokuma "sarı kıvrak" yatak çarşaflarının iki uzun kenarlarına veya dört kenarına, pamuk ipliğinden, alet kullanılmaksızın, kadınların parmak uçları tırnakları marifetiyle düğümler atılarak yapılan süslemedir.

.Kastamonu'da evlenecek her genç kızın ve erkeğin "çeyiz sandığında bağlı çarşaf bulunması" mahalli gelenek halindedir.

Önceki yıllarda, benzer bağlama, havlu, peştemal, perde uçlarında yapılmıştır.

Kaliteli pamuk ipliğinden yapılan çarşaf bağları, yapılışında gösterdiği şekle göre; kuş dili, katip defteri, yürek... gi­bi (50)den fazla isimle adlandırılmıştır. Bağ süslemesinde, bağ düğümlerinin sıklığı, süslemenin girift olması, kullanılan pamuk ipliğinin kalitesi ile kıymeti değerlendirilmektedir.

Çakıcılık ve Bıçakcılık


Tosya İlçemizin merkezinde elde yapılan, bir yüzü düz, diğer yüzü testere dişli, değişik ebatlarda çakılar halk arasın­da "tosya çakısı" olarak isimlendiril inektedir.

Tosya çakısının bir yüzünün testere dişli olması nedeniy­le, çifçinin küçük bağ işlerinde ve ziraat alanında kullanım imkanı çok olmaktadır.

Çakının sapı, manda boynuzundan önce kesilir, sonra de­mir törpü ile biçimlendirilir. Kesici yüzleri ise krom çelikten Özel yapıldığından paslanma yapmamakta ve çok kesici ol­maktadır. Aynı zamanda, mutfaklar için yüzü krom çelikten, sapı kemik veya sert ağaçtan olan değişik boyuttaki bıçaklar aranmaktadır.

Sofra Bezi

Kastamonu Merkez ve Daday, Devrekani ilçelerinde yapılmış olan bölgeye has önemli ürünlerden biridir.

Düz beyaz patiska bez üzerine, ıhlamur ağacı üzerine elle oyma veya kabartma olarak yapılmış bitkisel, geometrik mo­tif işli, değişik boyutlardaki ahşap kalıpların, Özel hazırlanmış tek renkli boyaya batınlıp basılması suretiyle meydana getirilmektedir.

Beyaz bez Üzerinde siyah olarak meydana getirilmiş olan "sini bezi", sofra örtüsü, masa Örtüsü, kadın baş örtüsü olarak kullanılmıştır. Son yıllarda Kastamonu'nun en sevilen hedi­yelik eşyası olan sini bezine değişik uyarlamalar yapılarak, etek, perde, örtü olarak kullanıldığı görülmektedir.

Sepetçilik

Kastamonu'da üretilen sepetler, söğüt dallarından, Daday ve Araç ilçelerinde üretilen sepetler ise fındık ağacı dalların­dan örülmektedir.

Kastamonu Sepeti olarak bilinen bu sepetler ince söğüt dallarının yine özel işlemelerle hazırlandıktan sonra elle deği­şik biçimlerde örülmesi ile yapılır.

Yaş fındık ağacı dallarının özel aletlerle ince dar çübuk'ır haline getirilmesinden sonra yine elle değişik biçimlerde, kullanım fonksiyonuna göre elle örülmesiyle meydana getirilen diğer bir çeşidi vardır ki; kullanımına göre, halk arasında, ka­paklı pazar sepeti, yumurta sepeti, saman çit sepeti olarak isimlendirilirler.

Kaynak.T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı

WWW.SARPUN37.TR.GG  
 
[ADMINLER]
ßy Şenol Ortaşengün -
[Sitemizdeki Üyeler - Sırasıyla]
Metin Ortaşengün- Satı Ortaşengün- Erdal Ortaşengün- Rüçhan Büyükşengün- İsa Deligöz (Memişoğlu) - "> Ahmet Ortaşengün- Rasim Ortaşengün- Kazım Ortaşengün- Yasin Ortaşengün- Muzaffer Deligöz (Gazeteci-Yazar) - Engin Sütçü (Sarcılar) - Nihat Kasapbaşı (Sarcılar) - Kamil Ortaşengün- İsa Yılbaşı - Macide(Süzey Köyü) - fmayvaci- Rıfat Köle - Oguz & Cengiz Buldurucu - Engin Sütçü (Sarcılar)- Mitat Emircan Kasapbaşı (Sarcılar) - Şengün - Nurgül Deligöz - Mehmet Buldurucu (Çobanoğlu) - Emin Sütçü (Sarcılar) - Sedat Kasabbaşı (Sarcılar) - Mesut Sütçü (Sarcılar) - Osman Ceylan - Hüseyin Menteşe (Sarcılar) - Banu Özdemir (Çobanoğlu Mah.)- Satılmış Kasabbaşı (Sarcılar)- İsa Civan (Sarcılar)- Resul Deligöz (Memişoğlu)- Yasin Hamdi Ayvacı (Çobanoğlu)- Vahit Sütçü (Sarcılar)- İsmail Kara(Akıncılar Köyü)- Ahmet Buldurucu (Çobanoğlu)- Erdal Ayvacı (Çobanoğlu)- Suat Ayvacı (Çobanoğlu)- Yasemin Özelci- Hakan Sütçü (Sarcılar) - Kahraman Buldurucu (Çobanoğlu) - Şenol Buldurucu (Çobanoğlu) - Nevzat Ortakasapbaşı (Sarcılar) - İsmail Civan (Sarcılar) - Taci Ortakasapbaşı (Sarcılar) - Mehmet Kurucu - Mehmet Selçuk Sütçü (Sarcılar) - Celal Sütçü (Sarcılar) - Sadi Ortakasapbaşı (Sarcılar) - Mehmet Satılmış Sütçü (Sarcılar) - Emrah Küçükşengün (Memişoğlu) - Burcu Buldurucu (Çobanoğlu) - Mehtap Buldurucu (Çobanoğlu Mah.)- Gülay Buldurucu (Çobanoğlu Mah.)- Murat Sütçü - Yıldıray Ayvacı - Çetin Ortakasapbaşı- Hakan Kral- (Avukat) H.İsmail Küçükşengün (Memişoğlu Mah.) - Engin Sütçü (Sarcılar)- Necdet Sütçü /Sarcılar) - Halit Deligöz (Memişoğlu) Hidayet Civan (Sarcılar) Veli Küçükşengün (Memişoğlu) Döndüye-İlknur Şirin(Memişoğlu)
[Sitemizi Ziyaret Edenler ]
- - Obalar Köyü - Süzey Köyü - Gergen Köyü - Oycalı Köyü - Çubukludere Köyü - Karacalar Köyü - Munayrat ( Mesudiye ) Köyü- Kıyan Köyü - - - - - - - - - -



Habertürk
Haberler www.haberturk.com tarafından sağlanmıştır.
ip adresim


Google Arama
 
https://www.facebook.com/kastamonuaracsarpunkoyu  
   
Reklam  
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
CopyRight © 2007 ~ 2013 -- Sarpun Köyü Web Sitesi ® Tüm Haklari Saklidir. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Hiçbir İçerik Kopyalanamaz,Yayınlanamaz. ( Site Yönetimi ) İstiklal Marşı Turistlik yerler Bölgeler ve Şehirler Diğer